WordReference English-Turkish Dictionary © 2014:

Temel Çeviriler
your adj (possessive of you)senin s
 sizin s
 Is that your dog?
 Bu senin köpeğin mi?
 Bu sizin arabanız mı?
  Is something important missing? Report an error or suggest an improvement.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2014:

Bileşik Şekiller:
act your age yaşına göre davran, çocuk olma, çocukluk etme
catch your breath (nefes nefese kalmış birisine) dur/dinlen biraz ünl
direct your attention to sthg dikkatini birşeye vermek f
do your best elinden gelenin en iyisini yap
do your bit üzerine düşeni yap
do your duty görevini yap
do your part üzerine düşeni yap
don't hold your breath mecazlıfazla heveslenme/ümitlenme
eat your fill tıka basa yemek f
 karnını doyurmak f
eat your heart out tadını çıkarmak f
 keyfini çıkarmak/yaşamak f
eat your words hatasını kabul etmek f
 sözünü geri almak f
edge your way yavaş yavaş gitmek f
get [sth] out of your mind (birşeyi) aklından çıkarmak, kafasından atmak f
get your hopes up ümitlenmek, ümide kapılmak, umutlanmak, umuda kapılmak f
get your money's worth ödediği paranın karşılığını almak f
give [sb] your two cents fikrini söylemek f
go out of your way gereğinden fazla çabalamak/gayret göstermek f
have at your disposal elinin altında olmak f
 hizmetinde olmak f
 tasarrufunda bulundurmak f
have your say fikrini açıklamak, fikrini söylemek f
hold your interest ilgisini/merakını çekmek f
in your face yüzüne karşı z
 yüze karşı yapılan s
in your hands elinde/sorumluluğunda olmak f
 elinde/avucunun içinde z
in your opinion sence/sizce
 sana göre/size göre
in your own way kendince
in your place yerine
keep your chin up başını dik tutmak/metin olmak f
 metin ol, cesur ol ünl
keep your cool sakin olmak/kalmak f
 soğukkanlılığını korumak f
know your stuff işini, vb. iyi bilmek f
lose your head kendini kaybetmek/aklı başından gitmek f
 çıldırmak, delirmek, fıttırmak, tırlatmak f
 paniğe kapılmak f
lose your temper kızmak, öfkelenmek, tepesi atmak, sinirlenmek f
 resmi olmayan dilküplere binmek, gözü kararmak f
make the most of your time zamanını iyi kullanmak f
make up your mind karar vermek, kararını vermek f
make your bed yatağını toplamak/düzeltmek f
make your case kendini ortaya koymak f
make your choice seçimini yapmak f
make your mark damgasını vurmak/adını yazdırmak f
 isim yapmak, ün kazanmak, ünlü olmak f
 adından söz ettirmek f
make your point fikrini açıkça söylemek/anlatmak f
make your voice heard sesini duyurmak f
mind your own business kendi işine bakmak, başkalarının işine burnunu sokmamak f
 sen kendi işine bak, karışma, burnunu sokma ünl
of your own free will kendi isteğiyle, kendi rızasıyla z
 kendiliğinden z
off the top of your head kafadan/ezbere z
open your eyes to gözlerini birşeye açmak f
open your mind to zihnini birşeye açmak f
play your cards kartlarını (iyi, vb.) oynamak f
play your part üzerine düşeni yapmak f
prove your point fikrinin doğruluğunu kanıtlamak f
put all your eggs in one basket tüm malını mülkünü/parasını tek bir yere yatırmak f
put your best foot forward elinden geleni yapmak, elinden gelen çabayı göstermek f
put your foot down kararlı olmak, azimli olmak f
 hiç taviz vermemek f
put your trust in güvenmek, itimat etmek f
recharge your batteries mecazlı(dinlenip) gücünü/kuvvetini toplamak f
refresh your memory hafızasını tazelemek i
roll up your sleeves kollarını sıvamak f
 paçaları sıvamak f
roof over your head başını sokacak bir yer/ev i
save your breath nefes tüketmemek, çenesini yormamak f
 nefesini boşa tüketme, çeneni yorma ünl
see with your own eyes kendi gözleriyle görmek f
set your sights on amaçlamak, hedeflemek f
shut your mouth ağzını kapatmak f
 konuşmamak, sesini kesmek f
snap your fingers parmaklarını şıklatmak f
 umursamamak, hiçe saymak f
stake your claim (üzerinde) hak iddia etmek, sahiplenmek f
state your case fikrini açıklamak f
take the law into your own hands intikamını almak f
 hakkını kendi elleriyle almak f
take your word for (bir konuda birisine) inanmak f
to your fingertips sapına kadar z
to your health sağlığına/sağlığınıza z
turn your back on sırt çevirmek, sırtını dönmek f
 (birisine) yardım etmemek f
up your alley ilgi ve yeteneklerine uygun, kabiliyetlerine uygun s
watch your weight kilosuna dikkat etmek f
within your grasp elde edilebilir/erişilebilir
your due borcun
  Is something important missing? Report an error or suggest an improvement.

'Yours' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Play and learn: visit WordReference Games
See Google Translate's machine translation of 'Yours'.

In other languages: Spanish | French | Italian | Portuguese | German | Russian | Polish | Romanian | Czech | Greek | Chinese | Japanese | Korean | Arabic

Download free Android and iPhone apps

Android AppiPhone App
Report an inappropriate ad.