Yours

WordReference English-Turkish Dictionary © 2015:

Temel Çeviriler
your adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (possessive of you)senin s
  sizin s
 Is that your dog?
 Bu senin köpeğin mi?
 Bu sizin arabanız mı?
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2015:

Bileşik Şekiller:
act your age yaşına göre davran, çocuk olma, çocukluk etme
catch your breath (nefes nefese kalmış birisine) dur/dinlen biraz ünl
direct your attention to sthg dikkatini birşeye vermek f
do your best elinden gelenin en iyisini yap
do your bit üzerine düşeni yap
do your duty görevini yap
do your part üzerine düşeni yap
don't hold your breath  (mecazlı)fazla heveslenme/ümitlenme
eat your fill tıka basa yemek f
  karnını doyurmak f
eat your heart out tadını çıkarmak f
  keyfini çıkarmak/yaşamak f
eat your words hatasını kabul etmek f
  sözünü geri almak f
edge your way yavaş yavaş gitmek f
get [sth] out of your mind (birşeyi) aklından çıkarmak, kafasından atmak f
get your hopes up ümitlenmek, ümide kapılmak, umutlanmak, umuda kapılmak f
get your money's worth ödediği paranın karşılığını almak f
give [sb] your two cents fikrini söylemek f
go out of your way gereğinden fazla çabalamak/gayret göstermek f
have at your disposal elinin altında olmak f
  hizmetinde olmak f
  tasarrufunda bulundurmak f
have your say fikrini açıklamak, fikrini söylemek f
hold your interest ilgisini/merakını çekmek f
in your face yüzüne karşı z
  yüze karşı yapılan s
in your hands elinde/sorumluluğunda olmak f
  elinde/avucunun içinde z
in your opinion sence/sizce
  sana göre/size göre
in your own way kendince
in your place yerine
keep your chin up başını dik tutmak/metin olmak f
  metin ol, cesur ol ünl
keep your cool sakin olmak/kalmak f
  soğukkanlılığını korumak f
know your stuff işini, vb. iyi bilmek f
lose your head kendini kaybetmek/aklı başından gitmek f
  çıldırmak, delirmek, fıttırmak, tırlatmak f
  paniğe kapılmak f
lose your temper kızmak, öfkelenmek, tepesi atmak, sinirlenmek f
  (resmi olmayan dil)küplere binmek, gözü kararmak f
make the most of your time zamanını iyi kullanmak f
make up your mind karar vermek, kararını vermek f
make your bed yatağını toplamak/düzeltmek f
make your case kendini ortaya koymak f
make your choice seçimini yapmak f
make your mark damgasını vurmak/adını yazdırmak f
  isim yapmak, ün kazanmak, ünlü olmak f
  adından söz ettirmek f
make your point fikrini açıkça söylemek/anlatmak f
make your voice heard sesini duyurmak f
mind your own business kendi işine bakmak, başkalarının işine burnunu sokmamak f
  sen kendi işine bak, karışma, burnunu sokma ünl
of your own free will kendi isteğiyle, kendi rızasıyla z
  kendiliğinden z
off the top of your head kafadan/ezbere z
open your eyes to gözlerini birşeye açmak f
open your mind to zihnini birşeye açmak f
play your cards kartlarını (iyi, vb.) oynamak f
play your part üzerine düşeni yapmak f
prove your point fikrinin doğruluğunu kanıtlamak f
put all your eggs in one basket tüm malını mülkünü/parasını tek bir yere yatırmak f
put your best foot forward elinden geleni yapmak, elinden gelen çabayı göstermek f
put your foot down kararlı olmak, azimli olmak f
  hiç taviz vermemek f
put your trust in güvenmek, itimat etmek f
recharge your batteries  (mecazlı)(dinlenip) gücünü/kuvvetini toplamak f
refresh your memory hafızasını tazelemek i
roll up your sleeves kollarını sıvamak f
  paçaları sıvamak f
roof over your head başını sokacak bir yer/ev i
save your breath nefes tüketmemek, çenesini yormamak f
  nefesini boşa tüketme, çeneni yorma ünl
see with your own eyes kendi gözleriyle görmek f
set your sights on amaçlamak, hedeflemek f
shut your mouth ağzını kapatmak f
  konuşmamak, sesini kesmek f
snap your fingers parmaklarını şıklatmak f
  umursamamak, hiçe saymak f
stake your claim (üzerinde) hak iddia etmek, sahiplenmek f
state your case fikrini açıklamak f
take the law into your own hands intikamını almak f
  hakkını kendi elleriyle almak f
take your word for (bir konuda birisine) inanmak f
to your fingertips sapına kadar z
to your health sağlığına/sağlığınıza z
turn your back on sırt çevirmek, sırtını dönmek f
  (birisine) yardım etmemek f
up your alley ilgi ve yeteneklerine uygun, kabiliyetlerine uygun s
watch your weight kilosuna dikkat etmek f
within your grasp elde edilebilir/erişilebilir
your due borcun
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

Yours' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'Yours'.

In other languages: Spanish | French | Italian | Portuguese | German | Russian | Polish | Romanian | Czech | Greek | Chinese | Japanese | Korean | Arabic

Ücretsiz Android ve iPhone uygulamalarını indirin

Android AppiPhone App
Uygunsuz bir reklamı rapor et.