|
Listen: US - UK
as: WordReference English-Turkish Dictionary © 2009| Temel Çeviriler |
| as | adv | (equally) | aynı derecede, eşit şekilde z | | Bob is five feet ten and Janet is just as tall. | | Bora'nın boyu iki metreye yakındır. Janset'in boyu da aynı derecede uzundur. |
| as | adv | (in the manner) | üzere, şekilde z | | As promised, here are the books on Shakespeare. | | Söz verdiğimiz üzere (or: şekilde), Şekspir hakkında yazılmış kitaplar geldi. |
| as | conj | (in the manner of) | gibi ed | | Do as I say, not as I do. | | Söylediğim gibi yap, yaptığım gibi değil. |
| as | conj | (correlative: such that) | kadar ed | | He's not so clever as everyone thinks. | | O, sanıldığı kadar akıllı bir adam değil. |
| as | conj | (while) | -ken, -iken bağ | | As he was climbing the ladder, his hammer slipped from his belt. | | Merdivenden çıkarken kemerinde taşıdığı çekiç aşağı düştü. | | Yukarıda "as" için düzeltme önerin. |
| Bileşik Şekiller: |
| as a matter of fact | | | aslına bakılırsa, doğruyu söylemek gerekirse, doğrusu, aslında |
| | | gerçek şu ki/işin doğrusu |
| as a result | | | sonuçta, neticede, sonuç olarak |
| as a result of | | | sonucunda, neticesinde |
| as a whole | | | bütün olarak, bir bütün olarak z |
| | | topluca, toplu şekilde z |
| as compared with | | | kıyasla |
| | | nazaran |
| as for me | | | bana gelince |
| as if | | | sanki, mış gibi |
| | | cesine, -casına |
| as is | | | olduğu gibi z |
| | | şimdiki haliyle z |
| as long as | | | -diği sürece/-dikçe |
| | | -diği takdirde |
| | | şartıyla, koşuluyla |
| | | yeter ki |
| as much | | | aynı miktarda |
| | | o kadar (acımıyor, vb.) |
| as much as | | | kadar, kadar çok |
| | | olduğu kadar |
| as of now | | | bundan böyle, şimdiden sonra, şu andan itibaren z |
| as often as you like | | | istediğin kadar çok/sık |
| as soon as | | | en kısa zamanda/mümkün olduğunca çabuk z |
| | | yapar yapmaz z |
| | | bir an önce z |
| as such | | | böyle, böylesi, bunun gibi |
| | | bu itibarla |
| as though | | | sanki, -mış gibi |
| | | güya, sözde |
| as usual | | | her zamanki gibi, her zaman olduğu gibi |
| | | alışıldığı gibi |
| as well | | | ayrıca |
| | | de, dahi |
| | | hatta, bile |
| as well as | | | ilaveten |
| | | yanı sıra |
| | | hem de |
| | | kadar iyi |
| as yet | | | daha, henüz z |
| | | şimdilik z |
| | | şimdiye kadar, şimdiye değin z |
| as you wish | | | nasıl istersen, nasıl isterseniz, nasıl arzu ederseniz |
| | gündelik dil | keyfin bilir |
| come as a surprise | | | sürpriz olmak f |
| do as you please | | | ne istiyorsan onu yap, nasıl istersen, nasıl isterseniz |
| easy as pie | | | çok kolay, çocuk oyuncağı s |
| free as a bird | | | kuş gibi özgür/hür s |
| in so far as | | | -den dolayı z |
| | | kadarıyla |
| | | şu kadar ki |
| known as | | | olarak bilinen, olarak tanınan s |
| live as husband and wife | | | karı koca hayatı yaşamak, karı koca gibi yaşamak f |
| make as if | | | yapar gibi görünmek f |
| pass sb off as | | | diye geçinmek, gibi göstermek, süsü vermek f |
| | | tavrı takınmak f |
| plain as day | | | açık, apaçık, gün gibi ortada s |
| | | gün gibi ortada olmak, apaçık olmak f |
| pose as | | | kılığına girmek/süsü vermek f |
| pretty as a picture | | | çok güzel, resim gibi güzel s |
| right as rain | | gündelik dil | sapasağlam, turp gibi, bomba gibi s |
| | gündelik dil | sapasağlam olmak, turp gibi olmak, bomba gibi olmak f |
| simple as ABC | | | çok kolay, çok basit s |
| so much as | | | bile, dahi |
| | | ne kadar çok olursa |
| such as | | | gibi ed |
| | | örneğin, mesela |
| sure as hell | | | kesinlikle, muhakkak z | | 'as' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:
In other languages: Spanish | French | Italian | Portuguese | German | Russian | Polish | Romanian | Czech | Greek | Chinese | Japanese | Korean | Arabic
|
|