| Temel Çeviriler |
| break | vtr | (into parts, smash) | kırmak geçişli f |
| | | kırılmak geçişsiz f |
| If you play ball in the house, you will break something. |
| * Evde top oynayan çocuk annesinin en sevdiği vazoyu kırdı. |
| Tabak yere düşerek kırıldı. |
| break | vi | (stop working) | bozulmak, çalışmamak geçişsiz f |
| | | bozmak geçişli f |
| Our old television finally broke. |
| Eski televizyonumuz sonunda bozuldu. |
| Küçük kardeşim radyomu bozdu. |
| break | vtr | (end) | son vermek, sona erdirmek geçişli f |
| The home team broke the champions' winning streak. |
| Ev sahibi takım rakip takımın şampiyonluğuna son verdi. |
| break | n | (rest) | mola, ara i |
| The football players took a break from their practice. |
| Futbolcular antrenmanlarına ara verdi. |
| break | n | (school) okul | tatil i |
| There will be no classes until after Christmas break. |
| Dersler Noel tatilinden sonra tekrar başlayacaktır. |
| break | n | (fracture) | kırık, kırılma i |
| Be careful with that chair. There is a break in its leg. |
| O sandalyenin bacağında kırık var, dikkat et. |
| Yukarıda "break" için düzeltme önerin. |
| Bileşik Şekiller: |
| break down | | | bozulmak f |
| | | arızalanmak, arıza yapmak f |
| | | bölmek/parçalamak f |
| | | ayrıntılandırmak, ayrıntılarıyla anlatmak f |
| break down and cry | | | kendini tutamayıp ağlamak f |
| break in | | | haneye tecavüz/zorla girme i |
| | | evcilleştirmek, terbiye etmek f |
| | | bölmek f |
| | | sözünü kesmek, lafa karışmak/araya girmek f |
| break into | | | (hırsızlık amacıyla) bir yere girmek, haneye tecavüz etmek/zorla girmek f |
| | | (parçalara, vb.) ayırmak f |
| | | girmek/dalmak f |
| break off | | | koparmak, kopartmak f |
| | | kırılmak/kopmak f |
| | | ilişkiyi/ilişiğini kesmek f |
| break open | | | kırmak, kırıp açmak f |
| break the ice | | | buzları kırmak, buzları çözmek, buzları eritmek f |
| | | havayı yumuşatmak/gerginliği azaltmak f |
| | | resmiyeti gidermek f |
| break the news | | | haber vermek f |
| break through | | | delip geçmek, yarıp geçmek f |
| | | ilerleme kaydetmek f |
| | | hamle/atılım yapmak f |
| | | delik/yarılma i |
| break up | | | (sevgiliden, vb.) ayrılmak f |
| | | bozuşmak f |
| | | bölünmek, dağılmak, dağılıp parçalanmak f |
| | | (yuvayı, vb.) yıkmak/bozmak f |
| break-up | | | (sevgiliden, vb.) ayrılma i |
| | | bozuşma i |
| | | bölünme, dağılma, dağılıp parçalanma i |
| | | (yuva, vb.) yıkma/bozma i |
| make a break for | | | kaçmaya çalışmak, kaçmayı denemek f |
| make or break | | | ya batmak ya çıkmak |
| | | ya kazanmak ya batırmak |
| take a break | | | ara vermek f |
| | | mola vermek f |
| without a break | | | ara vermeden, durup dinlenmeden z |
|