| Temel Çeviriler |
| care | vi | (be concerned) | önem vermek, önemsemek f |
| | | aldırmak, aldırış etmek, umurunda olmak, umursamak f |
| | argo | iplemek, takmak f |
| If you care then you'll donate some money to the cause. |
| Eğer bu sorunu gerçekten önemsiyorsanız ilgili bir kuruma bağışta bulunursunuz. |
| Şimdi bu ufak meseleye aldırış etmiyorsunuz ama ileride başınıza iş açabilir. |
| Aldığı kötü notları hiç iplemedi. |
| care | vi | (have a preference) | ilgilenmek, ilgilendirmek, alâkadar olmak, alâkadar etmek f |
| I don't care which T-shirt you buy. |
| Hangi gömleği alırsan al, beni ilgilendirmiyor (or: alâkadar etmiyor). |
| care to | vi | (to be inclined) | istemek, hevesli olmak f |
| I don't really care to play golf today. |
| Bugün golf oynamak istemiyorum. |
| care | vi | (to have affection) | sevmek geçişli f |
| She cares a lot for her brother, even though he can be annoying. |
| Bazen çok sinir bozucu davranmasına rağmen yine de erkek kardeşini çok seviyor. |
| care | n | (worry) | endişe, tasa, kaygı, üzüntü i |
| She doesn't have a care in the world. |
| Hayatta hiçbir endişesi yok. |
| care | n | (maintenance) | bakım, onarım i |
| Old houses look wonderful but they require a lot of care. |
| Eski evler çok güzel görünür ama çok da bakım gerektirir. |
| care | n | (supervision) | bakım, nezaret, müşahade i |
| He's been ill and has received a lot of medical care. |
| Çok hastaydı ve uzun süre tıbbi bakım gördü (or: müşahade altında tutuldu). |
| Yukarıda "care" için düzeltme önerin. |