| Temel Çeviriler |
| learn | vtr | (discover) | öğrenmek, haber(ini) almak geçişli f |
| Note: Learn (öğrenmek)' fiilinin geçmiş zamanı olan 'learnt' kelimesi, Amerikan İngilizcesi'nde 'learned' olarak yazılır. |
| Guess what I just learnt by listening to a phone conversation? |
| US: Guess what I just learned by listening to a phone conversation? |
| Telefon konuşmasını dinledikten sonra ne öğrendim bil bakalım? |
| learn | vtr | (memorize) | ezberlemek geçişli f |
| The actor had to learn his lines. |
| Aktör, rolünü ezberlemek zorundaydı. |
| learn | vtr | (master) | (iyice) öğrenmek geçişli f |
| | | ustalaşmak f |
| He learnt the art of stone masonry in just three years. |
| US: He learned the art of stone masonry in just three years. |
| Üç yıl içinde taşcılık sanatını iyice öğrendi. |
| O kadar yetenekliydi ki, çok kısa bir sürede marangozluk sanatında ustalaştı. |
| learn | vtr | (know by studying) | öğrenmek geçişli f |
| Note: Learn (öğrenmek)' fiilinin geçmiş zamanı olan 'learnt' kelimesi, Amerikan İngilizcesi'nde 'learned' olarak yazılır. |
| It took him an hour, but he learnt the twenty Spanish words. |
| US: It took him an hour, but he learned the twenty Spanish words. |
| Bir saat içinde yirmi adet İspanyolca kelime öğrendi. |
| learn | vtr | (ascertain) | (aslını) öğrenmek, (doğrusunu) öğrenmek, (gerçeği) bulmak geçişli f |
| After weeks of work, the detective finally learned who the killer was. |
| Dedektif, haftalar süren çalşmadan sonra nihayet katilin kim olduğunu öğrendi (or: buldu). |
| learn | vtr | (obtain through experience) birşeyi | (tecrübe ederek) öğrenmek geçişli f |
| Children usually start to learn to walk when they are about a year old. |
| Çocuklar yürümeyi, genellikle bir yaş civarında öğrenirler. |
| Yukarıda "learn" için düzeltme önerin. |