|
Listen: US - UK
mean means mean: WordReference English-Turkish Dictionary © 2009| Temel Çeviriler |
| mean | vtr | (signify) | anlam(ın)a gelmek, anlamında olmak, demek olmak, işaret etmek f | | A green light means "go". | | Yeşil ışık 'geç' anlamındadır (or: demektir). |
| mean | vtr | (entail) | yol açmak, neden olmak, sebep olmak f | | A delay in our flight means a missed connection. | | Uçağımızın rötar yapması, bağlantılı uçuşu kaçırmamıza yol açacakır. |
| means | npl | (resources) | (parasal) kaynaklar, vasıtalar, imkânlar çoğ i |
| | | çare, yol, yöntem i | | Kevin lacks the means to buy a sports car. | | Köksal'ın imkânları spor araba almak için yeterli değildir. | | Bu işi yapmak için hiçbir çaremiz kalmamıştı. |
| mean | adj | (malicious) | hain, şeytanca, kötü niyetli, alçakca s | | That was a mean thing you did. | | Yaptığın, çok şeytanca bir şeydi. |
| mean | adj | (ill-tempered) | huysuz, ters, kaba s | | He has a mean disposition, and grumbles at everything. | | Çok huysuz bir yapısı vardır, herşeye homurdanıp durur. | | Yukarıda "mean" için düzeltme önerin. |
| Bileşik Şekiller: |
| mean to | | | istemek f |
| | | niyetinde olmak f |
| | | amaçlamak, amacında olmak f |
| mean well | | | niyeti iyi olmak, kötü bir niyeti olmamak f |
| mean what you say | | | sözünde doğru olmak f |
| | | söyledikleriyle düşündükleri aynı olmak f | | means: WordReference English-Turkish Dictionary © 2009| Temel Çeviriler |
| means | n | (that which allows sth) | imkân, vesile, araç, vasıta i | | With his tools and his brain, he had the means to repair any stove. | | Elindeki aletlerle ve zihinsel yetisiyle, her türlü ocağı tamir etme imkânına sahipti. |
| means | v pres | (mean) | kastediyor, demek istiyor şimdiki zaman |
| | | anlamına gelir, ifade eder geniş zaman | | He means that he wants to go to the movies tonight. | | Bu akşam sinemaya gitmek istediğini kastediyor. | | Bu trafik işareti 'Dur' anlamına gelir. | | Yukarıda "means" için düzeltme önerin. |
| Bileşik Şekiller: |
| by all means | | | elbette ki, muhakkak, şüphesiz z |
| | | elbette, hay hay |
| by no means | | | hiçbir şekilde, hiçbir surette, kesinlikle z |
| means of production | | | üretim araçları çoğ i |
| means to an end | | | sonuca götüren araç/vasıta i |
| | | amaca ulaştıran davranış/adım i |
| not by any means | | | hiçbir şekilde/hiçbir yolla z |
| ways and means | | | yollar ve yöntemler çoğ i | | 'means' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:No titles with the word(s) "means".
In other languages: Spanish | French | Italian | Portuguese | German | Russian | Polish | Romanian | Czech | Greek | Chinese | Japanese | Korean | Arabic
|
|