WordReference.com İngilizce-Türkçe Sözlük


Ayrıca bakınız:
 
Linkler:
Recent searches:

Try out WordReference Random Word! Each page load will return a random word from the dictionary. Or test your knowledge and have each page load with the definition hidden!


on:


tanım | in Italian | in French | in Spanish
English synonyms | bağlam içinde | görüntüler
 Listen:

on: WordReference English-Turkish Dictionary © 2012

Temel Çeviriler
onadj (not "off", running) çalışır durumdaaçık s
The computer's already on.
Bilgisayar şu anda açık zaten.
onprep (atop)üstünde, üzerinde z
Your book's on the table.
Kitap masanın üstünde.
onprep (attached to)üstünde, üzerinde z
The picture's on the wall.
Tablo duvarın üstünde asılıdır.
onprep (location)kenarında, kıyısında z
They bought a house on a lake.
Göl kıyısında (or: kenarında) ev aldılar.
onprep (associated with)-de, -da ed
He's been on the football team for several years.
Birkaç senedir bu futbol takımındadır.
onprep (according to)-e göre, -e uygun olarak ed
We'll continue on that basis.
Bu presibe uygun olarak işe devam edeceğiz.
onprep (for)için, nedeniyle, dolayısıyla ed
He's here on business.
Burada iş için bulunuyor.
onprep (means)ile, -le, -la ed
His car runs on diesel.
Arabası dizelle çalışıyor.
onadv (into position)üstüne, üzerine z
Put the lid on and boil for five minutes.
Kapağı tencerenin üzerine koy ve beş dakika kaynat.
onprep (condition)içinde ed
The house is on fire.
Ev alevler içinde.
Report an error

on: WordReference English-Turkish Dictionary © 2012

Bileşik Şekiller:
act on(-e göre) davranmak/hareket etmek f
add onek, eklenti i
 eklemek, üzerine eklemek f
and so onve benzeri/diğerleri
 vesaire
based ondayalı, dayanan s
 dayanılarak, dayanarak z
 temel/baz alınarak z
be always on the movesürekli hareket halinde olmak f
 deyimselleyleği havada görmek f
be bent on(birşeyi yapmaya) kararlı/azimli olmak f
 kafasına koymak f
be dependent onbağlı olmak, tabi olmak f
 bağımlı olmak f
be grounded onbir temele dayanmak f
be hard on sb(birisine) sert davranmak, kötü davranmak f
be on drugsuyuşturucu kullanmak f
be on fireyanmak f
 mecazlıhevesli olmak/gaza gelmek f
be on the alerttetikte olmak, tetikte beklemek f
 gözünü dört açmak f
 uyanık olmak f
be on the look-outnöbette olmak f
 mecazlıgözünü açmak f
be on the look-out for(birşeyi) aramak f
be on the mendiyileşmek f
bear down onüstüne varmak, üstüne gelmek f
 -e doğru gelmek/ilerlemek f
 bastırmak/sıkıştırmak f
 büyük çaba harcamak, çok çabalamak f
bear on sthilgisi olmak, ilgilenmek f
 etkisi olmak, etkilemek f
 ilişkisi/bağlantısı olmak f
bet onbahse girmek, iddiaya girmek, iddiaya tutuşmak f
 kesin emin olmak f
bring onneden olmak, sebep olmak, yol açmak f
brush up ontazelemek, yenilemek f
build ondayandırmak/dayanmak f
 (yavaş yavaş) üzerine eklemek f
carry on a conversationsohbeti devam ettirmek/sürdürmek f
cheat on(eşini, vb.) aldatmak f
climb onüzerine binmek/tırmanmak f
comment onüzerinde yorum yapmak, yorumda bulunmak f
count ongüvenmek f
 dayanmak f
 bel bağlamak f
crack down on(birşeye karşı) sıkı önlem almak f
dawn onanlaşılmak f
 anlamaya/kavramaya başlamak f
 gündelik dil(kafasına) dank etmek f
depending on circumstancesduruma/koşullara bağlı olarak z
do sth on purposebilerek yapmak, bile bile yapmak f
 kasıtlı olarak yapmak, kasten yapmak f
draw a gun onsilah çekmek, tabanca çekmek f
draw heavily on(birşeyi) çok fazla kullanmak f
drone onhomurdanmak, homurdanarak konuşmak f
drop in onziyaret etmek, uğramak f
early onbaşlangıçta z
 ilk zamanlarda z
fall ondüşmek f
 (bir güne, tarihe) rastlamak f
 üzerine yük binmek f
feed on(birşeyle) beslenmek f
feed on(fikirle, vb.) beslenmek f
from here onbundan böyle, bundan sonra, artık, şimdiden sonra z
get on sb's nerve(birisinin) sinirine dokunmak f
 gündelik dilsinir etmek, gıcık etmek f
get on well withiyi anlaşmak/uyuşmak f
get on with-e devam etmek, sürdürmek f
get started onbaşlamak/başlatmak f
getting on in yearsyaşlanmak f
go back onfikrinden dönmek f
 caymak, vazgeçmek f
go back on a promisesözünden dönmek, sözünü tutmamak f
go on foreversonsuza dek sürmek, hiç bitmemek f
go on leaveizne çıkmak, izne ayrılmak f
go on strikegrev yapmak, greve gitmek f
goings onolup bitenler, olan bitenler çoğ i
grate on gündelik dilsinir etmek, gıcık etmek, uyuz etmek f
hair stand on endtüyleri ürpermek, tüyleri diken diken olmak f
 (korkudan) dudağı uçuklamak f
hands-onpratik, uygulamalı (eğitim, vb.) s
happen onşans eseri bulmak/buluşmak f
 rastlamak, tesadüf etmek, karşılaşmak f
have a crush onaşık olmak, tutulmak, vurulmak f
have a good head on one's shoulders(yerinde kararlar veren) aklı başında birisi olmak, sağduyu sahibi olmak f
have a hold on sthhakim olmak f
have nothing on-e karşı hiçbir kanıtı/delili olmamak f
have nothing on-e karşı hiçbir avantajı olmamak f
have one's eye ongözü üstünde olmak, gözü üzerinde olmak f
head-on collisionkafa kafaya çarpışma i
heaven on earthdünya cenneti, yeryüzü cenneti i
hell-bent onkafaya koymak/takmak f
 can atmak f
hit the nail on the headtam üstüne basmak f
 tam bilmek f
hooked onmüptelası/bağımlısı olmuş s
 tutkunu/tiryakisi olmuş s
 tutkunu/tiryakisi olmak f
 müptelası/bağımlısı olmak f
hot on the heels of(birşeyin) hemen ardından olmak/gelmek f
hung up on(bir şeye) takılan/ilerleyemeyen/ötesine geçemeyen s
inform onvtr (incriminate)suçlamak, suçlu çıkarmak, suçu yüklemek geçişli f
jabber onhızlı ve anlaşılmaz şekilde konuşmak f
jump on sbsaldırmak f
 şiddetle eleştirmek f
 çatmak, çıkışmak f
jump on the bandwagonherkesin yaptığını yapmak/çoğunluğa katılmak f
keen onçok istekli/hevesli olmak f
 meraklı/düşkün olmak f
keep a check onkontrol etmek, denetlemek f
keep an eye on sthgöz kulak olmak f
 gözü üstünde olmak f
 gözünü ayırmamak f
keep tabs on sthyakından izlemek/takip etmek f
keep the lid on sthhasır altı etmek f
 gizli tutmak, gizlemek f
lay a hand on sbtutmak/yakalamak f
lay hands ondokunmak, el sürmek f
lay hands on sthelde etmek/edinmek f
 ele geçirmek f
 (birşeye) el atmak f
lay it on the lineaçık söylemek, açık konuşmak f
lay sth onsağlamak, temin etmek f
 üstüne sürmek f
live on the edgetehlikeli bir hayat sürmek f
 bıçak sırtında yaşamak f
log on bilgisayaroturum açmak f
 (sisteme, vb.) girmek/bağlanmak f
look back on sthanımsamak, hatırlamak f
 (geçmişe, vb.) dönüp bakmak f
look in onyanına uğramak f
 kısa bir ziyaret yapmak f
look on the bright side(olaylara, vb.) iyi tarafından bakmak f
 iyimser olmaya çalışmak f
nothing on earthdünyada hiçbir şey
off and ondüzensiz (ilişki) s
on a large scalebüyük çapta, büyük ölçüde z
on a leashtasmalı s
on account ofyüzünden, sebebiyle, nedeniyle
 dolayısıyla
 -den dolayı
on all countstüm iddialardan (suçlu bulundu, vb.)
on all foursdört ayak, dört ayak üstüne/üstünde
 emekleyerek z
on and offkesintili z
 bazen, ara sıra, zaman zaman z
 aralıklı olarak z
on and ondurmaksızın, ara vermeden z
 devamlı, boyuna, sürekli olarak, mütemadiyen z
on bended kneediz çöküp, diz çökerek z
 dizlerine kapanarak/yalvararak z
on boardgemide/gemiye/gemideki
 trende/trene/trendeki
 uçakta/uçağa/uçaktaki
 üstüne takılı/monteli
on cloud nineçok mutlu, bulutların üzerinde s
 çok mutlu olmak, bulutların üzerinde olmak f
on deckgüvertede z
on draft Amerikan İngilizcesifıçı (bira, vb.) s
Report an error
Next 100

'on' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

In other languages: Spanish | French | Italian | Portuguese | German | Russian | Polish | Romanian | Czech | Greek | Chinese | Japanese | Korean | Arabic

See Google Translate's machine translation of 'on'.


Let Google and FB know that you like WR!


Android Market iPhone app store


Report an inappropriate ad.

Copyright © 2012 WordReference.com
Please report any problems.