so

 /səʊ/


WordReference English-Turkish Dictionary © 2015:

Temel Çeviriler
so advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (to such an extent)öylesine, o kadar, o derece, öyle z
 He was so mad, that he forgot to eat dinner.
 Öylesine kızgındı ki, yemek yemeyi bile unuttu.
so advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (thus, as a result)bunun için, onun için, bu yüzden, bundan dolayı ed
 I'm hungry, so I'm going to get something to eat.
 Karnım aç, onun için gidip yiyecek birşeyler alacağım.
so advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (approximately)kadar, civarında ed
 There were twenty or so people there.
 Orada yirmi kadar insan vardı.
so advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (too, also)da, de bağ
 I want to go to the movies and so does she.
 Sinemaya gitmek istiyorum, o da gelmek istiyor.
so advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (yes, affirmative answer) (olumlu cevap)evet, öyle z
 Does he like her? I think so.
 Onu seviyor mu? Bence evet (or: öyle).
so conjconjunction: Connects words, clauses, and sentences--for example, "and," "but," "because," "in order that." (and, next)ve bağ
 So then we went to the grocery store.
 Ve sonra da markete gittik.
so advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (so much, very)çok, pek s
  o kadar, öyle z
  (gündelik dil)acayip, süper s
 That guy is so good looking!
 O adam çok yakışıklı.
 Bu aktör o kadar yakışıklı ki!
 Sevgilisi acayip (or: süper) yakışıklı bir çocuk.
so adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (as stated)dolayısıyla z
 So, there really is no need to worry, as I have already explained.
 Dolayısıyla, daha önce de belirttiğim gibi, telaşlanacak birşey yok.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

significant other:

Bu kelime yakın gelecekte tercüme edilip eklenmek üzere planlanmıştır.
Eğer bir çeviri bulamazsanız, forumlarda sorabilirsiniz.
Rahatsızlık için özür dileriz.

sol:

Bu kelime yakın gelecekte tercüme edilip eklenmek üzere planlanmıştır.
Eğer bir çeviri bulamazsanız, forumlarda sorabilirsiniz.
Rahatsızlık için özür dileriz.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2015:

Bileşik Şekiller:
so | significant other | sol
and so forth falan filan, vesaire vesaire
  benzeri/işte bunu gibi
and so on ve benzeri/diğerleri
  vesaire
I am afraid so! korkarım öyle ünl
I don't think so zannetmiyorum, zannetmem
in so far as -den dolayı z
  kadarıyla
  şu kadar ki
in so many words açıkça, açık seçik bir şekilde z
just so işte öyle
  aynen öyle, tam böyle
  çok dikkatli bir şekilde z
like so işte böyle, bu şekilde
one hundred or so yüze yakın, yüz civarında, yüz kadar
quite so elbette, tabii, doğru
  kuşkusuz
  aynen öyle
So be it. öyle olsun
  olsun, olursa olsun
so far so good buraya kadar iyi
  şimdilik iyi/yolunda
so much as bile, dahi
  ne kadar çok olursa
so much for that hiç de işe yaramadı, hiç de iyi değilmiş
so there al işte
so what öyleyse ne/nedir
so what else is new ne haber, nasıl gidiyor
so what? ne olmuş yani, ne çıkar, ne olacakmış
so-so şöyle böyle, eh işte
  vasat s
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'so' found in these entries
In the English description:

Ücretsiz Android ve iPhone uygulamalarını indirin

Android AppiPhone App
Uygunsuz bir reklamı rapor et.