so

Listen:
 /səʊ/

ⓘ One or more forum threads is an exact match of your searched term. Click here.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2016:

Temel Çeviriler
EnglishTurkish
so advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (to such an extent)öylesine, o kadar, o derece, öyle z.
 He was so mad, that he forgot to eat dinner.
 Öylesine kızgındı ki, yemek yemeyi bile unuttu.
so advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (thus, as a result)bunun için, onun için, bu yüzden, bundan dolayı edat
 I'm hungry, so I'm going to get something to eat.
 Karnım aç, onun için gidip yiyecek birşeyler alacağım.
so advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (approximately)kadar, civarında edat
 There were twenty or so people there.
 Orada yirmi kadar insan vardı.
so advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (too, also)da, de bağ
 I want to go to the movies and so does she.
 Sinemaya gitmek istiyorum, o da gelmek istiyor.
so advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (yes, affirmative answer) (olumlu cevap)evet, öyle z.
 Does he like her? I think so.
 Onu seviyor mu? Bence evet (or: öyle).
so conjconjunction: Connects words, clauses, and sentences--for example, "and," "but," "because," "in order that." (and, next)ve bağ
 So then we went to the grocery store.
 Ve sonra da markete gittik.
so advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (so much, very)çok, pek s.
  o kadar, öyle z.
  (gündelik dil)acayip, süper s.
 That guy is so good looking!
 O adam çok yakışıklı.
 Bu aktör o kadar yakışıklı ki!
 Sevgilisi acayip (or: süper) yakışıklı bir çocuk.
so adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (as stated)dolayısıyla z.
 So, there really is no need to worry, as I have already explained.
 Dolayısıyla, daha önce de belirttiğim gibi, telaşlanacak birşey yok.
So? interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" (who cares?)ne olmuş yani, ne olacak ünl.
 Mario gets paid more than you. So?
so pronpronoun: Replaces noun--for example, "He took the cookie and ate it." "I saw you yesterday." (the same)böyle z.
  aynen z.
 You are a gentleman; may you remain so all your years.
 
Ek Çeviriler
EnglishTurkish
so advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." informal (emphatic) (vurgu)öyle z.
 That car is nicer than your car. It is so!
so advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (demonstrating: like this)bu şekilde, şu şekilde, şöyle, böyle z.
 When ironing, you need to move the hot iron over the clothes so.
so advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (changing, returning to subject)ee, söyle bakalım
 So, Alice, why did you come to Edinburgh?
so,
so that
conjconjunction: Connects words, clauses, and sentences--for example, "and," "but," "because," "in order that."
(in order that)diye, için, -sin diye bağ.
 Drive carefully so that you will arrive safely.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2016:

Bileşik Şekiller:
so | significant other | sol
EnglishTurkish
and so forth falan filan, vesaire vesaire
  benzeri/işte bunu gibi
and so on ve benzeri/diğerleri
  vesaire
I am afraid so! korkarım öyle ünl.
I don't think so zannetmiyorum, zannetmem
in so far as -den dolayı z.
  kadarıyla
  şu kadar ki
in so many words açıkça, açık seçik bir şekilde z.
just so işte öyle
  aynen öyle, tam böyle
  çok dikkatli bir şekilde z.
like so işte böyle, bu şekilde
one hundred or so yüze yakın, yüz civarında, yüz kadar
quite so elbette, tabii, doğru
  kuşkusuz
  aynen öyle
So be it. öyle olsun
  olsun, olursa olsun
so far so good buraya kadar iyi
  şimdilik iyi/yolunda
so much as bile, dahi
  ne kadar çok olursa
so much for that hiç de işe yaramadı, hiç de iyi değilmiş
so there al işte
so what öyleyse ne/nedir
so what else is new ne haber, nasıl gidiyor
so what? ne olmuş yani, ne çıkar, ne olacakmış
so-so şöyle böyle, eh işte
  vasat s.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'so' found in these entries
In the English description:

so' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'so'.

In other languages: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Almanca | İsveççe | Dutch | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Romence | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Advertisements

Word of the day: crop

Advertisements
Uygunsuz bir reklamı rapor et.