| Bileşik Şekiller: |
| act your age | | | yaşına göre davran, çocuk olma, çocukluk etme |
| catch your breath | | | (nefes nefese kalmış birisine) dur/dinlen biraz ünl |
| direct your attention to sthg | | | dikkatini birşeye vermek f |
| do your best | | | elinden gelenin en iyisini yap |
| do your bit | | | üzerine düşeni yap |
| do your duty | | | görevini yap |
| do your part | | | üzerine düşeni yap |
| don't hold your breath | | mecazlı | fazla heveslenme/ümitlenme |
| eat your fill | | | tıka basa yemek f |
| | | karnını doyurmak f |
| eat your heart out | | | tadını çıkarmak f |
| | | keyfini çıkarmak/yaşamak f |
| eat your words | | | hatasını kabul etmek f |
| | | sözünü geri almak f |
| edge your way | | | yavaş yavaş gitmek f |
| get sth out of your mind | | | (birşeyi) aklından çıkarmak, kafasından atmak f |
| get your hopes up | | | ümitlenmek, ümide kapılmak, umutlanmak, umuda kapılmak f |
| get your money's worth | | | ödediği paranın karşılığını almak f |
| give sb your two cents | | | fikrini söylemek f |
| go out of your way | | | gereğinden fazla çabalamak/gayret göstermek f |
| have at your disposal | | | elinin altında olmak f |
| | | hizmetinde olmak f |
| | | tasarrufunda bulundurmak f |
| have your say | | | fikrini açıklamak, fikrini söylemek f |
| hold your interest | | | ilgisini/merakını çekmek f |
| in your face | | | yüzüne karşı z |
| | | yüze karşı yapılan s |
| in your hands | | | elinde/sorumluluğunda olmak f |
| | | elinde/avucunun içinde z |
| in your opinion | | | sence/sizce |
| | | sana göre/size göre |
| in your own way | | | kendince |
| in your place | | | yerine |
| keep your chin up | | | başını dik tutmak/metin olmak f |
| | | metin ol, cesur ol ünl |
| keep your cool | | | sakin olmak/kalmak f |
| | | soğukkanlılığını korumak f |
| know your stuff | | | işini, vb. iyi bilmek f |
| lose your head | | | kendini kaybetmek/aklı başından gitmek f |
| | | çıldırmak, delirmek, fıttırmak, tırlatmak f |
| | | paniğe kapılmak f |
| lose your temper | | | kızmak, öfkelenmek, tepesi atmak, sinirlenmek f |
| | resmi olmayan dil | küplere binmek, gözü kararmak f |
| make the most of your time | | | zamanını iyi kullanmak f |
| make up your mind | | | karar vermek, kararını vermek f |
| make your bed | | | yatağını toplamak/düzeltmek f |
| make your case | | | kendini ortaya koymak f |
| make your choice | | | seçimini yapmak f |
| make your mark | | | damgasını vurmak/adını yazdırmak f |
| | | isim yapmak, ün kazanmak, ünlü olmak f |
| | | adından söz ettirmek f |
| make your point | | | fikrini açıkça söylemek/anlatmak f |
| make your voice heard | | | sesini duyurmak f |
| mind your own business | | | kendi işine bakmak, başkalarının işine burnunu sokmamak f |
| | | sen kendi işine bak, karışma, burnunu sokma ünl |
| of your own free will | | | kendi isteğiyle, kendi rızasıyla z |
| | | kendiliğinden z |
| off the top of your head | | | kafadan/ezbere z |
| open your eyes to | | | gözlerini birşeye açmak f |
| open your mind to | | | zihnini birşeye açmak f |
| play your cards | | | kartlarını (iyi, vb.) oynamak f |
| play your part | | | üzerine düşeni yapmak f |
| prove your point | | | fikrinin doğruluğunu kanıtlamak f |
| put all your eggs in one basket | | | tüm malını mülkünü/parasını tek bir yere yatırmak f |
| put your best foot forward | | | elinden geleni yapmak, elinden gelen çabayı göstermek f |
| put your foot down | | | kararlı olmak, azimli olmak f |
| | | hiç taviz vermemek f |
| put your trust in | | | güvenmek, itimat etmek f |
| recharge your batteries | | mecazlı | (dinlenip) gücünü/kuvvetini toplamak f |
| refresh your memory | | | hafızasını tazelemek i |
| roll up your sleeves | | | kollarını sıvamak f |
| | | paçaları sıvamak f |
| roof over your head | | | başını sokacak bir yer/ev i |
| save your breath | | | nefes tüketmemek, çenesini yormamak f |
| | | nefesini boşa tüketme, çeneni yorma ünl |
| see with your own eyes | | | kendi gözleriyle görmek f |
| set your sights on | | | amaçlamak, hedeflemek f |
| shut your mouth | | | ağzını kapatmak f |
| | | konuşmamak, sesini kesmek f |
| snap your fingers | | | parmaklarını şıklatmak f |
| | | umursamamak, hiçe saymak f |
| stake your claim | | | (üzerinde) hak iddia etmek, sahiplenmek f |
| state your case | | | fikrini açıklamak f |
| take the law into your own hands | | | intikamını almak f |
| | | hakkını kendi elleriyle almak f |
| take your word for | | | (bir konuda birisine) inanmak f |
| to your fingertips | | | sapına kadar z |
| to your health | | | sağlığına/sağlığınıza z |
| turn your back on | | | sırt çevirmek, sırtını dönmek f |
| | | (birisine) yardım etmemek f |
| up your alley | | | ilgi ve yeteneklerine uygun, kabiliyetlerine uygun s |
| watch your weight | | | kilosuna dikkat etmek f |
| within your grasp | | | elde edilebilir/erişilebilir |
| your due | | | borcun |
|