WordReference.com İngilizce-Türkçe Sözlük


yours:


tanım | in Italian | in French | in Spanish
bağlam içinde | görüntüler
 Listen: soundUS - UK
your  yours  
your: WordReference English-Turkish Dictionary © 2009
Temel Çeviriler
youradj (possessive of you)senin s
 sizin s
Is that your dog?
Bu senin köpeğin mi?
Bu sizin arabanız mı?
Yukarıda "your" için düzeltme önerin.
Bileşik Şekiller:
act your ageyaşına göre davran, çocuk olma, çocukluk etme
catch your breath(nefes nefese kalmış birisine) dur/dinlen biraz ünl
direct your attention to sthgdikkatini birşeye vermek f
do your bestelinden gelenin en iyisini yap
do your bitüzerine düşeni yap
do your dutygörevini yap
do your partüzerine düşeni yap
don't hold your breath mecazlıfazla heveslenme/ümitlenme
eat your filltıka basa yemek f
 karnını doyurmak f
eat your heart outtadını çıkarmak f
 keyfini çıkarmak/yaşamak f
eat your wordshatasını kabul etmek f
 sözünü geri almak f
edge your wayyavaş yavaş gitmek f
get sth out of your mind(birşeyi) aklından çıkarmak, kafasından atmak f
get your hopes upümitlenmek, ümide kapılmak, umutlanmak, umuda kapılmak f
get your money's worthödediği paranın karşılığını almak f
give sb your two centsfikrini söylemek f
go out of your waygereğinden fazla çabalamak/gayret göstermek f
have at your disposalelinin altında olmak f
 hizmetinde olmak f
 tasarrufunda bulundurmak f
have your sayfikrini açıklamak, fikrini söylemek f
hold your interestilgisini/merakını çekmek f
in your faceyüzüne karşı z
 yüze karşı yapılan s
in your handselinde/sorumluluğunda olmak f
 elinde/avucunun içinde z
in your opinionsence/sizce
 sana göre/size göre
in your own waykendince
in your placeyerine
keep your chin upbaşını dik tutmak/metin olmak f
 metin ol, cesur ol ünl
keep your coolsakin olmak/kalmak f
 soğukkanlılığını korumak f
know your stuffişini, vb. iyi bilmek f
lose your headkendini kaybetmek/aklı başından gitmek f
 çıldırmak, delirmek, fıttırmak, tırlatmak f
 paniğe kapılmak f
lose your temperkızmak, öfkelenmek, tepesi atmak, sinirlenmek f
 resmi olmayan dilküplere binmek, gözü kararmak f
make the most of your timezamanını iyi kullanmak f
make up your mindkarar vermek, kararını vermek f
make your bedyatağını toplamak/düzeltmek f
make your casekendini ortaya koymak f
make your choiceseçimini yapmak f
make your markdamgasını vurmak/adını yazdırmak f
 isim yapmak, ün kazanmak, ünlü olmak f
 adından söz ettirmek f
make your pointfikrini açıkça söylemek/anlatmak f
make your voice heardsesini duyurmak f
mind your own businesskendi işine bakmak, başkalarının işine burnunu sokmamak f
 sen kendi işine bak, karışma, burnunu sokma ünl
of your own free willkendi isteğiyle, kendi rızasıyla z
 kendiliğinden z
off the top of your headkafadan/ezbere z
open your eyes togözlerini birşeye açmak f
open your mind tozihnini birşeye açmak f
play your cardskartlarını (iyi, vb.) oynamak f
play your partüzerine düşeni yapmak f
prove your pointfikrinin doğruluğunu kanıtlamak f
put all your eggs in one baskettüm malını mülkünü/parasını tek bir yere yatırmak f
put your best foot forwardelinden geleni yapmak, elinden gelen çabayı göstermek f
put your foot downkararlı olmak, azimli olmak f
 hiç taviz vermemek f
put your trust ingüvenmek, itimat etmek f
recharge your batteries mecazlı(dinlenip) gücünü/kuvvetini toplamak f
refresh your memoryhafızasını tazelemek i
roll up your sleeveskollarını sıvamak f
 paçaları sıvamak f
roof over your headbaşını sokacak bir yer/ev i
save your breathnefes tüketmemek, çenesini yormamak f
 nefesini boşa tüketme, çeneni yorma ünl
see with your own eyeskendi gözleriyle görmek f
set your sights onamaçlamak, hedeflemek f
shut your mouthağzını kapatmak f
 konuşmamak, sesini kesmek f
snap your fingersparmaklarını şıklatmak f
 umursamamak, hiçe saymak f
stake your claim(üzerinde) hak iddia etmek, sahiplenmek f
state your casefikrini açıklamak f
take the law into your own handsintikamını almak f
 hakkını kendi elleriyle almak f
take your word for(bir konuda birisine) inanmak f
to your fingertipssapına kadar z
to your healthsağlığına/sağlığınıza z
turn your back onsırt çevirmek, sırtını dönmek f
 (birisine) yardım etmemek f
up your alleyilgi ve yeteneklerine uygun, kabiliyetlerine uygun s
watch your weightkilosuna dikkat etmek f
within your graspelde edilebilir/erişilebilir
your dueborcun

yours: WordReference English-Turkish Dictionary © 2009
yoursadv (ending letter) mektubun sonundasaygılarımla, hürmetlerimle z
yourspron (possessive of you)seninki, sizinki zam
Yukarıda "yours" için düzeltme önerin.

'yours' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

In other languages: Spanish | French | Italian | Portuguese | German | Russian | Polish | Romanian | Czech | Greek | Chinese | Japanese | Korean | Arabic



Ayrıca bakınız:
 
Linkler:


* This dictionary is new and incomplete. Many entries are still being reviewed by experts.
You will see a gradual improvement over the next few months in both quality and depth.

Copyright © 2009 WordReference.com
Please report any problems.



Report an inappropriate ad