mutlak


NOTE: This dictionary is currently only English to Turkish.
Here are the lines from the English to Turkish side that include 'mutlak'.

Sözlüğün diğer tarafından eşleşen girdiler

WordReference English-Turkish Dictionary © 2017:

Temel Çeviriler
Türkçeİngilizce
peremptory adj (decisive, final)kesin, kati, mutlak s.
  nihai s.
unconditional adj (categorical, absolute)mutlak, kesin, kati s.
 A mother's love for her children is unconditional.
guaranteed adj (assured, certain)kesin, kati, mutlak s.
  güvenceli, teminatlı s.
  garanti edilmiş s.
absolute adj (not restricted by laws)mutlak s.
  kati s.
  kesin s.
 The monarch was crowned absolute ruler of the land.
certain,
certain to
adj
(inevitable)kesin, muhakkak s.
  mutlak s.
  kaçınılmaz s.
 They are so in love, it is certain they will marry.
 Birbirlerine o derece aşıklar ki, kesin evlenecekler.
strict adj (no leeway)kesin, mutlak s.
 There are strict requirements for all team members.
positive adj (certain, sure)emin s.
  kuşkusuz, şühpesiz s.
  kesin, mutlak s.
 I'm positive I saw someone run across the garden.
implicit adj (unquestioning)kesin, mutlak, şüphesiz s.
 They put their implicit trust in the bank and regretted it later.
decisive adj (definite, certain)kesin, kati, mutlak s.
 The party won a decisive majority in the local elections.
sublime adj (complete, utter)tam, mutlak, kesin s.
 The virtuoso pianist had sublime mastery of the concerto.
perfect adj (absolute)tam s.
  kesin, mutlak s.
 He is a perfect idiot.
 
Ek Çeviriler
Türkçeİngilizce
sure (to do [sth]) adj (inevitable)mutlak, kesin s.
  kaçınılmaz s.
 Today's game is a sure win for us.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Bileşik Şekiller:
Türkçeİngilizce
absolute n ([sth] not relative)göreceli olmayan/mutlak olan şey i.
 An absolute is something that is not dependent on anything else.
absolute majority n (votes totalling more than half)mutlak çoğunluk, salt çoğunluk i.
 The party won the election by an absolute majority.
absolutism n (totalitarian system)mutlakiyet, mutlak idare i.
authoritarianism n (totalitarian leadership)otoriter yönetim i.
  mutlak idare i.
sovereign adj (nation: independent)bağımsız, mutlak (devlet) s.
  özerk s.
 The prime minister declared that her country was a sovereign state and would not bow to the will of others.
stranglehold n figurative (stifling influence) (mecazlı)bastırma, engelleme i.
  sıkboğaz i.
  (bir kişi/durum üzerinde) mutlak etki/güç i.
 The homeowners' association has a stranglehold on the landscaping in this neighborhood.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

mutlak' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'mutlak'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | Portekizce | İtalyanca | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca | Romence | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar

Word of the day: support | gripe

Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.
Become a WordReference Supporter to view the site ad-free.