ters


NOTE: This dictionary is currently only English to Turkish.
Here are the lines from the English to Turkish side that include 'ters'.

Sözlüğün diğer tarafından eşleşen girdiler

WordReference English-Turkish Dictionary © 2017:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
harsh adj (manner: mean)haşin, sert, acımasız, ters s.
 She was quite harsh with the kids. She should be nicer to them.
 Çocuklarına karşı çok sert davranıyor. Biraz daha yumuşak davranması lazım.
inverse adj (reversed)ters, ters çevrilmiş s.
 The rise in interest has an inverse effect on the price of the bond.
curt adj (person: abrupt, rude) (kişi)ters s.
  kaba, haşin, sert s.
 Kenneth is frequently curt with people in the service industry.
disgruntled adj (dissatisfied, grumpy)hoşnutsuz, memnuniyetsiz s.
  düş/hayal kırıklığına uğramış s.
  ters, huysuz s.
 "I don't want to talk right now," Ben said, disgruntled.
grouchy adj informal (habitually bad tempered)suratsız, asık suratlı, somurtkan s.
  huysuz, aksi, ters s.
 Amanda's a grouchy person, but she has a good heart.
brusque adj (abrupt, curt)kaba, kaba saba, nezaketsiz i.
  haşin s.
  ters s.
 The brusque receptionist told me there were no free rooms.
dour adj (stern, serious)haşin, sert s.
  asık suratlı, asık yüzlü s.
  ters, aksi/soğuk s.
 "Don't you dare take another step," David said in a dour tone.
crabby adj informal (habitually bad tempered)aksi, huysuz, ters s.
 Brian is crabby and doesn't have many friends.
peevish adj (annoyed, irritable)aksi, huysuz, ters s.
  sinirli, asabi, fevri s.
 When Rob doesn't get enough sleep he is peevish all day.
cantankerous adj (bad tempered)huysuz, geçimsiz, aksi, ters s.
 The cantankerous old man scolded the children for playing near his rose bushes.
ornery adj US (habitually bad tempered)huysuz, aksi, ters s.
 No one can get along with my ornery cousin.
perverse adj (wilful)inatçı, dik başlı, dik kafalı s.
  ters, huysuz, aksi, hırçın s.
 Harry has the perverse desire to argue for the opposite of whatever everyone else believes.
petulant adj (sulky or irritable)sinirli, asabi, fevri s.
  huysuz, aksi, ters s.
 On his first day of school, the child became petulant because he missed his mother.
surly adj (bad tempered, rude)kaba s.
  ters, aksi, huysuz s.
  suratsız, somurtkan, asık suratlı s.
 The boy gave his teacher a surly look and said, "I don't feel like doing homework anymore."
churlish adj (discourteous)kaba s.
  ters s.
  terbiyesiz, edepsiz s.
 "I don't need your help," the boy said in a churlish tone.
glowering adj (glaring)öfkeli, kızgın s.
  (bakış)ters s.
 In the audience, Adam's glowering face was noticeable to the actors.
awry adv (wrong, amiss) (işler, vb.)ters, kötü (gitmek) z.
  yanlış bir şekilde, hatalı olarak z.
 Something has gone awry with my email program.
ugly adj (personality)aksi, huysuz, ters, tatsız s.
  (mecazlı)suratsız s.
 He is a very ugly person - always shouting at people.
 Çok aksi bir adamdır - çevresindekilere bağırıp çağırır.
 Arkadaşı suratsızın biriydi.
abrupt adj (person: brusque) (kişi)kaba saba, kaba, nezaketsiz s.
  haşin, sert s.
  ters s.
crusty adj (person: surly, rough) (kişi)asabi s.
  ters, aksi, huysuz s.
  haşin, sert i.
 The captain was a crusty old man who never smiled.
terse adj (person: abrupt, curt) (kişi)kaba, haşin s.
  ters s.
 Robert has been terse lately, and it's making me angry.
inverted adj (reversed)tersine çevrilmiş, ters çevrilmiş, ters s.
  (bilgisayar)evrik s.
ill adj (effects: harmful) (etki)zararlı s.
  kötü s.
  ters z.
 The medication has a label on it that warns of ill effects.
inverse n (opposite)ters, zıt, karşıt, aksi i.
 I misspoke earlier - the inverse of what I said is true.
polar adj (directly opposed)(tamamen) zıt, karşıt, ters s.
 They've taken polar positions on the issue of welfare.
sour adj figurative (bitter, resentful)ters s.
  hırçın s.
  yüzü gülmeyen s.
  somurtkan, asık suratlı s.
 After a number of disappointments early in her life, Ann had become sour.
brief adj (curt)kaba s.
  ters s.
  (söz, vb.)kısa s.
 The concierge was very brief when I asked him about a good restaurant nearby.
wrong adj (amiss)ters s.
  kötü s.
 You're so quiet today; I can tell something is wrong.
short with [sb] adj + prep informal (abrupt, curt)kaba, sert s.
  ters s.
 When I asked him if he could help, he was rather short with me.
reverse adj (opposite)zıt, karşıt s.
  ters, aksi s.
 Harry turned the coin over and saw that the reverse side was shinier.
cross adj mainly UK (angry, annoyed)kızgın, öfkeli s.
  huysuz s.
  hırçın s.
  ters s.
 She wasn't expecting her ex-boyfriend to be so cross with her.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
bad adj (acrimonious)ters s.
  hırçın s.
 There was bad feeling between them.
black adj figurative (sullen) (mecazlı)aksi, ters s.
  iç karartıcı s.
  kasvetli s.
 Tom was in a black mood after his boss reprimanded him.
backward adj (wrong way)ters, tersine s.
grumpy adj (irritable)ters, huysuz, aksi s.
 Karl is always grumpy in the morning.
moody adj (person: temperamental) (kişi)aksi, huysuz, ters s.
  dengesiz, dakikası dakikasına uymayan s.
  kaprisli s.
 Dan could be a bit moody, so it was important to keep him happy if you wanted anything from him.
counter prefix (against)ters, zıt s.
  karşıt s.
 For example: counterbalance, counteract
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
about,
US: around
adv
mainly UK (in the opposing direction)geriye z.
  ters yöne z.
 He whirled about and saw that his girlfriend was behind him.
abruptly adv (brusquely)kabaca, kaba bir şekilde z.
  ters bir şekilde, terslikle z.
 "You can't see Miss Smith--she's busy," the secretary said abruptly.
backfire vi (plan: bring unwanted result) (plan, vb.)ters tepmek, geri tepmek geçişsiz f.
 The plan backfired and now voters are demanding that he resign.
backlash vi (respond negatively)karşı çıkmak, ters tepki vermek f.
  geri tepmek f.
belie vtr (contradict)yalanlamak, aksini iddia etmek f.
  ters düşmek, çelişmek f.
  yalancı çıkarmak geçişli f.
betray yourself vtr + refl (go against your own values)kendine ihanet etmek f.
  kendi değerlerine ters düşmek f.
 I would be betraying myself if I voted for that party.
breech n (foetus: upside-down position)bebeğin (anne karnında) ters durması, makat gelişi i.
briskly adv (abruptly, brusquely)ansızın, birdenbire, aniden z.
  kabaca, kaba/ters bir şekilde, terslikle z.
 "Come back later," the secretary said briskly.
buggery n UK, vulgar (anal sex)anal seks i.
  ters ilişki i.
 Buggery was defined as a crime under English law in the 16th century.
conflict vi (disagree)uyuşmamak f.
  anlaşmazlığa düşmek f.
  (birisiyle)ters düşmek f.
  zıtlaşmak f.
 The doctors' opinions conflict.
contradict vtr (be at odds with)ters düşmek f.
  çelişmek f.
contrast,
contrast with [sth]
vi
(be very different)zıtlık yaratmak geçişsiz f.
  ters düşmek, çelişmek geçişsiz f.
  tezat oluşturmak geçişsiz f.
 Compared with the bright paintings, the black sketch contrasts sharply.
converse n (opposite case)zıt/karşıt/ters şey i.
 If I believe one thing, she'll believe the converse.
glare vi (person)dik dik bakmak, kötü bakış fırlatmak, ters ters bakmak geçişsiz f.
glower vi (stare moodily)ters ters bakmak, dik dik bakmak f.
glower n (moody stare)ters bakış i.
 Rita was annoyed by Scott's conspicuous glower.
invert vtr (reverse)ters çevirmek, tersine döndürmek geçişli f.
overturn vtr (turn over)devirmek geçişli f.
  ters çevirmek geçişli f.
  alabora etmek geçişli f.
rebuff vtr (snub, reject)terslemek, ters davranmak geçişli f.
  reddetmek, geri çevirmek geçişli f.
rebuff n (refusal, snub)tersleme, ters davranma/cevap verme i.
  ret i.
  reddetme, geri çevirme i.
  ters yanıt/davranış i.
 My boss's rebuff of my proposal was insulting.
reversal n (change to [sth] opposite)ters dönme, tersine dönüşme i.
 Karen used to be very wealthy, but she suffered a reversal of fortunes, and now she relies on state benefits.
reverse n (opposite)ters yön, aksi yön i.
 You believe the sun goes around the Earth, whereas the reverse is true.
snap vi (speak angrily to)terslemek, çıkışmak, ters ve kızgın bir şekilde konuşmak f.
 I asked Pippa if she was OK, but she just snapped; I think it might be best to leave her alone for now.
terse adj (remark: abrupt)kısa ve ters (cevap, vb.) s.
 I was offended at the terse email the client sent me.
twist vtr (distort meaning)anlamını çarpıtmak/saptırmak, ters anlam vermek geçişli f.
undertow n (undercurrent of the ocean)(okyanus) ters yönlü dip akıntısı, anafor i.
 The swimmer was dragged down by the undertow and drowned.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

ters' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'ters'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | Portekizce | İtalyanca | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca | Romence | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar

Word of the day: proud | hurl

Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.
Become a WordReference Supporter to view the site ad-free.